Search
  • KAGİDER

KAGİDER Üyesi Aslı Elif Tanuğur Yazdı: Arı Ürünleri Ve Bağışıklık Destekleyici Özellikleri

Updated: Sep 28



Bağışıklık sistemi, enfeksiyonlara karşı direnci sağlayan hücreler topluluğudur. Hastalıklara neden olan, patojenleri (hastalığa neden olan her türlü organizma) tanıyıp onları yok eden, kısacası vücudu yabancı bakteri ve virüslere karşı koruyan bir sistemdir. Son zamanlarda dünyamızın yüzleştiği salgın dolayısıyla bağışıklık sistemimizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırladık. Bu dönemde özellikle antioksidan açısından zengin olan besinleri tüketmek oldukça önemlidir. Bu besinlerin en başında ise nardan 80 kat daha yüksek antioksidan özelliğe sahip propolis ve diğer arı ürünleri gelmektedir.

Propolis, arıların bitkilerin yaprak, sap ve tomurcuklarından topladıkları güçlü antioksidan, antiviral, antibakteriyel etkilere sahip tamamen doğal bir arı ürünüdür. Arılar tarafından kovandaki mikropları yok etmek amacıyla kullanılır. Propolisin doğal bileşiminde yoğun olarak fenolik, flavonoid maddeler yer alır. Bu maddeler propolisin pek çok faydasından sorumludur. Propolis; antiviral ve antimikrobiyal aktivitesiyle bakteri, mantar ve virüslere karşı önleyici etkiye sahiptir. Ayrıca antienflamatuvar yani iltihap önleyici özellikte gösterir. Güçlü bir antioksidan olarak bilinen nardan 80 kat daha güçlü bir antioksidan olan propolis, bu faydalarıyla pek çok hastalıkta doğal destekleyici bir gıda olarak kullanılabilmektedir. Ayrıca, düzenli tüketildiğinde, vücutta antikor üretimini arttırarak bağışıklığın güçlenmesine yardımcı olur.


Güçlü bir bağışıklık sistemi için güçlü bir antioksidan olan propolise ek olarak A, D, E, K ve B grubu vitaminlerinden, magnezyum, çinko, selenyum, demir gibi minerallerden zengin besinlerin de yeterli miktarlarda vücuda alınması çok önemlidir. Bu besinler propoliste bulunmakla beraber, ham bal, arı sütü, polen, arı ekmeği gibi doğal arı ürünleri tüketilerek de alınabilir.


Arı sütü; arıların kendi vücutlarından salgıladıkları, kovanda yavru arıları ve kraliçe arıyı beslemek için kullandıkları değerli bir arı ürünüdür. Arılar, içgüdüsel olarak kovanda bir arıyı yoğun miktarda arı sütü ile beslerler ve o arı diğer arılardan iki kat daha fazla gelişerek kraliçe arıya dönüşür. İşçi arılar 45 gün kadar yaşarken, kraliçe arı hayatı boyunca arı sütü ile beslenerek 5-7 yıla kadar yaşayabilir. Ayrıca, her gün kovana 2 bin yumurta bırakarak koloninin devamlılığını sağlar. Yavru arıların büyüme ve gelişmesinde önemli yere sahip olan bu doğal arı ürünü, B grubu vitaminleri (B1, B2, B3, B5, B6, B7, B9) ile magnezyum, çinko ve demir mineralleri açısından zengindir. Arı sütünün bileşiminde, başka herhangi bir gıda maddesinde bulunmayan; royalaktin denilen özel bir protein ve 10-HDA adında değerli bir yağ asidi bulunur. Bu bileşenler arı sütünü çok özel kılar. Bilimsel çalışmalarda da 10-HDA’nın arı sütünün pek çok biyolojik aktivitesinden sorumlu olduğu belirtilmiştir. Arı sütü, bu özellikleri ile enerji ve zindelik arttırmaya destek olur.

Tabiatın en değerli hazinelerinden olan polen aynı zamanda bitkilerin üreme hücresidir. İçeriğinde doğal olarak tüm vitamin ve mineralleri barındırdığı içinde literatürde “Tek Tam Gıda” olarak geçer. Polen vitamin ve mineraller açısından oldukça zengin olmasının yanında yüksek oranda protein (yaklaşık %30), lif, fenolik ve flavonoid bileşenler de içerir. Polen, doğal demir ve çinko içeriği ile bağışıklık sisteminin desteklenmesi açısından oldukça önemli bir besindir. Aynı zamanda bu özellikleri sayesinde spor yapanlar için de vazgeçilmez bir besindir. Spor öncesi ve sonrası kullanıma da oldukça uygundur.

Arı ekmeği, kısaca polenin fermente halidir. Arılar kendi enzimleri ile polenin dış zarını parçalar ve bu sırada bir fermantasyon işlemi gerçekleşerek arı ekmeği oluşur. Arı ekmeği içeriğinde doğal olarak bulunan A, D, E, K, C ve B grubu vitaminleri, magnezyum, demir, selenyum, çinko, potasyum mineralleri ile ön plana çıkar. Ayrıca bu ürün, yaklaşık %35 oranında protein içerir. Bu özellikleri ile mide ve bağırsak sağlığı açısından olukça kıymetlidir.


Ham bal, yüksek sıcaklıkta ısıl işleme tabi tutulmamış (pastörizasyon) ve polenleri tutacak derecede filtre edilmemiş, kovandan alındığı hali ile tüketime sunulan doğal bal anlamına gelir. Pastörizasyon, balın içerisinde doğal olarak bulunan enzimler, vitaminler ve fenolik flavonoid yapıdaki değerli bileşenlerin azalmasına yol açar. Filtrasyon işlemi ise polenlerin azalmasına neden olur. Ham bal, pastörize ve polenleri tutacak şekilde filtre edilmediğinden besin içeriği tüm doğallık ve saflığıyla korunur. Bu sebeple antioksidan etkisi devam eder ve bağışıklığı önemli oranda güçlendirir.


Son olarak, bilimsel veri tabanlarında arı sütünün antiviral özelliği ile ilgili 3.700 yayın, propolisin antiviral özelliği ile ilgili 17.100 yayın, ham balın antiviral etkisi ile ilgili 11.900 yayın bulunmaktadır. Propolis, arı sütü, polen, arı ekmeği ve ham bal çok uzun yıllardır tamamlayıcı tıpta kullanılan ve çeşitli hastalıklarda doğru dozda kullanıldığında faydası ispatlanmış doğal ürünlerdir.


Tüm bunlar göze alındığından, özellikle geçirmekte olduğumuz bu salgın zamanında, bağışıklığımızı desteklemek adına arı ürünlerinin mutlaka tüketilmesini öneririm.


Aslı Elif Tanuğur

KAGİDER Üyesi

Gıda Yüksek Mühendisi

60 views

02122668261

02122668265

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği
Büyükdere Caddesi, No: 199, Şişli

©2019 by KAGİDER Blog.