Search
  • KAGİDER

KAGİDER Üyesi Nesrin Karaoğlu Otuzoğlu Yazdı: Otoyol Peyzajı- Taşıt Emisyon Maddeleri İlişkisi




20. Yüzyıl’da gün geçtikçe önem kazanan, kamu nezdinde ses getiren bir kavram olan küresel ısınma, yükselen trendi takip ederek, kendi lehine kullanmak isteyen markalar/ kurumlar için önemli bir halkla ilişkiler aracıdır. Küresel ısınma kavramının alt başlıklarından olan karbon ayak izi devletlerin ve çeşitli yerli/ yabancı firmaların kendilerine karbon ayak izi hedefleri koyarak bu hedefler üzerinden halkla ilişkiler kampanyaları yürütmeleri bu kavramın önem kazanmasına ve toplum bilincinde yer etmesine neden olmaktadır. Bu nedenle kamu algısındaki olumlu izlenimini korumak isteyen kuruluşlar benzer kampanyalar aracılığıyla çevre bilinci bağlamındaki marka konumlarını oluşturmaya çalışmaktadırlar. Marka değeri taşıyan her proje için çevre/ doğa ile pozitif ilişki kurmak üzerine yapılan halkla ilişkiler çalışmaları gün geçtikçe daha önemli hale gelmektedir.


Bitkiler atmosferdeki karbondioksiti kendi bünyelerine alıp karbon ve oksijen atomlarına ayırırlar. Bu işlem sonucu ortaya çıkan oksijen atmosfere geri verilirken bitki bünyesinde kalan karbon atomu bitkide yapıtaşı olarak kullanmaktadırlar. Bu olgu göz önünde bulundurulduğunda daha çok karbon hapseden ve daha çok oksijen üreten bitki türleri aynı zamanda kendine daha çok yapıtaşı üreten bitkilerdir. Karbon hapsetme yeteneği fazla olan bitki türlerinin aynı zamanda daha hızlı büyüyen, daha hızlı yaprak üreten türler olması gayet doğaldır.


Canlı soluması gibi doğal faaliyetler sonucu ortaya çıkan karbondioksitin yanı sıra fosil yakıtlı araçlardan toksik etkiye sahip farklı boyutlardaki partiküller, azotlu ve kükürtlü gazlar da atmosfere salınan kirleticilerdendir. Birçok bilimsel çalışmada karayolu bitkilendirmesinin doğru planlama ve uygulama ile toksik emisyon gazları ve partikül konsantrasyonları üzerinde azaltıcı etkileri olduğunu ortaya koyulmuştur. Sözü geçen kirleticilerin bitkiler tarafından atmosferden uzaklaştırılmasında en etkili yöntem bitkilendirilmiş alanlarda doğru peyzaj tasarımı sayesinde düşük rüzgâr hızı ve yoğun hava türbülansı yaratılması, bu sayede kirletici maddelerin bitkiler tarafından tutulmasının sağlanmasıdır. Bu etkinin yaratılmasında bitkilerin dallanma ve boy özelliklerinin yanı sıra yaprak yapısı, yaprak sıklığı ve yaprak yüzey karakteristikleri de oldukça önem arz etmektedir. Bu nedenle karayolu peyzaj tasarım ve uygulamalarında bitkilerin karbon hapsetme yeteneği kadar toksik olan diğer maddelerin insan sağlığını ve doğayı olumsuz etkileyebileceği yerlere taşınmasının engellenmesi önem arz etmektedir. Bu hususta bilimsel makaleler ve çalışmalar ışığında doğru planlama ve uygulama prensipleri karayolu peyzaj projelerinde uygulanmalıdır.


Yüksek, geniş formlu bitkilerin karayollarına yakın yerleştirilmesi kirleticilerin yayılmasını engellemede etkili bir tasarım yöntemi olduğu yapılan çalışmalar sonucu belirlenmiştir. Bitki yaprak yapısı- hava kirliliği ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda ise; sık yapraklı, tüylü yapraklara sahip ve yaprak yüzey oranı fazla bitkilerin kullanılması hava kirliliğine karşı peyzaj tasarımda dikkat edilmesi gereken unsurlardır. Sık bitkilendirmenin olmadığı alanlarda ise çayır otları tohumlaması yapılarak erozyonun önlenmesi ve zararlı partiküllerin yağmur suyu ile su kaynaklarına veya su canlılarına toksik etki oluşturacağı su kütlelerine ulaşımının engellemesi sağlanmalıdır.


Aşağıda karayollarının oluşturduğu vaha kirliliğine karşı doğru (solda) ve yanlış (sağda) uygulamalar örneklendirilmiştir.





KAGİDER Üyesi

Nesrin Karaoğlu Otuzoğlu

51 views

Recent Posts

See All

W20 Declaration of Support for Afghan Women and Girls

We, the Women20 (W20), express deep concern over recent events in Afghanistan that infringe upon the basic human rights of the Afghan people, especially Afghan women and girls. We call upon G20 leader