Search
  • KAGİDER

KAGİDER Üyesi Seda Yekeler Yazdı: Dil Bilen Kadının Gücü

Hepimiz ürettiklerimizin ülkemize ve dünyaya duyurulması arzusundayız. Çünkü hepimiz insanlık yararına çalışıyor, üretiyor, satıyor, istihdam sağlıyor, ülkemizi kalkındırıyor ve bu çatı altında da el ele verip kimi zaman güçlerimizi birleştiriyor, kimi zamanda birbirimizden ilham alıyoruz. Birbirimizin hikayelerini dinliyor, daha uzun soluklu yol almış olanlarımız, yolun başındakilere enerji veriyor, örnek oluyor, en önemlisi de asla yılmamış, her zorluğa göğüs germiş olan biz kadınların başaramayacağı hiçbir şey olmadığını topluma gösteriyoruz. Her konuda güçlüyüz. Peki neden bazılarımız aynı gücü ve özgüveni yabancı dil konuşurken göstermiyoruz? Buraya kadar okumuş olup, ben zaten yabancı dil biliyorum diyerek devam etmeyecek olanlarınız varsa, umarım okumaya devam edersiniz çünkü dil bilmediği için eksik hisseden kadınlarımızın sizlere dil bildiğiniz için nasıl farklar yarattığınıza ve dil edinme hikayelerinize ihtiyaçları var. Aksine dil bilenlerimiz, dil bilip dünyaya açılan yüzü daima ışığa dönük bir toplum oluşturabilmemiz için daha çok örnek olup daha çok çabalamamalı mı? Her biriniz bir kişiyi dil edinme konusunda teşvik etseniz hikayelerinizle ne harika olmaz mı?


Kendisini çok iyi yetiştirmiş, her alanda en yüksek seviyeye gelmiş içindeki tek ukde dil edinememiş olmak olanlarımız var. Benden geçti, bu saatten sonra olmaz diyenlerimiz var. Zamanım yok, çok yoğunum diyenleriniz var. Ancak unutmamalısınız ki her biriniz bu platformda girişimci ruhunuzun sizlere kattıkları sayesinde bulunuyorsunuz ve girişimcilik yolculuğunuzda en çok ihtiyaç duyduğunuz şey ‘’ yatırım’’ dı. Peki bir insanın kendisine yapacağı en iyi yatırımlardan biri nedir hiç düşündünüz mü? Yabancı dil bilmeyenleriniz için özellikle evde daha fazla zaman geçirdiğiniz bu günlerde en iyi yatırım dilinizi geliştirmek; bilenleriniz için ise bilmeyenleri teşvik etmek olacaktır. Çünkü dil bilen kadın güçlüdür. Çünkü dil bilen kadın dünyayı ‘’aracısız’’ takip eder.


ANLIYORUM AMA KONUŞAMIYORUM


Tüm dünya ülkeleri arasında yabancı dil eğitimine onca para harcayıp, özellikle hala İngilizce konuşamayan bir toplum olarak neden kendimize güvenemiyoruz?

Bir yumurtayı dışarıdan bir kuvvet kırarsa yaşam sonlanır…


Tüm eğitim hayatımız boyunca dil bilgisi kitaplarının içinde boşluk doldururken, sınavlarla mücadele ederken nasıl İngilizce konuşmayı planlayabilirdik ki? Eskiden Mr. Brown ve Limasollu Naci eğitim setleri vardı, evde kendi kendine dil öğrenmeye çalışan anne babaların çocukları olduk hep. Peki ya şimdi? Devir değişti değil mi? Teknoloji ilerledi, özel okullar arttı.


Peki ya anlıyorum ama konuşamıyorum diyenler? Maalesef değişmedi… Çünkü dış güç etkisi devam ediyor.


Çocukları tazecik yumurta gibi düşünürseniz, sınav sistemleri, boşluk doldurmalar, alınan düşük notlar kırıveriyor yumurtayı, zaten yaratıcı düşünce temelden, yavaş yavaş öldürülüyor. Peki ya sonra ne oluyor?


Küçükler büyüyor; harika okullar bitirenler, süper üniversite mezunları…


16 senede kaliteli okulları bitirmiş ama İngilizce konuşamayan kaç öğrencim oldu tahmin edemezsiniz.


İÇ GÜÇ ETKİSİ


Bir yumurta dış güçle kırıldığında hayat sona ererken, iç güçle kırıldığında ise yeni bir yaşam başlar bilirsiniz.


MUHTEŞEM ŞEYLER “İÇTEN” GELİR.


‘’Benim yeteneğim yok, benim zamanım yok’’ u bir kenara bıraktırabilmek amacıyla yaptığımız kişisel farkındalık çalışmasından sonra İngilizceyi bir varış noktası olarak değil, yürüdüğümüz bir yol olarak görmeyi sağlamalısınız.


Uzun yıllardır sürekli “Ben akıcı konuşmak istiyorum.” diyen insanlar duyarım ama bunun için hiçbir şey yapmazlar, sonuç ne olur peki? Umutsuzluk. Yağmur duasına çıkacaksan şemsiyeni de yanına alacaksın! İstiyorsan, yapılacakları öğrenip, BAŞLAYACAKSIN. İngilizce çok kolay öğrenilebilen ve doğru metodu bilince kendi kendine çalışılabilen bir dildir. Ama biz neler yapıyoruz. Ebeveynler olarak çok çalışıyoruz. Çok para kazanalım ki çocuklarımızı iyi okullarda okutalım, aman İngilizcesi iyi olsun diye. En pahalı kitapları, son teknoloji aletleri alıp, “Bak her şeyin var, otur dersini çalış diyoruz.” sonra da “Her şeyi yaptım, yine de İngilizce konuşamıyor bu çocuk.” diye yakınıyoruz.


Çocuklarınıza önce hayatlarının, yaşam tarzlarının istekleriyle özdeşleşeceğini öğretin. İngilizcenin her kapının üzerinde mutlaka bulunan bir kilidin anahtarı olduğunu öğretin. İyi kitaplar, iyi okullar, dolu bir şarjör gibidir, iyi kavranmış bir kabza, örselenmiş bir yiv, tutukluk yapmayan bir mekanizma, gezden gözden arpacıktan bakan bir göz… Her şey tamam ama NİHAYETİNDE HEDEF TİTREMEYEN BİR EL İSTER. Kendine güvenemeyen insanlar yetiştirdikçe maalesef “Anlayan ama Konuşamayan” Türk gençleri çığ gibi büyümeye devam edecek.


İçinizdeki güçlerin, güvenin bir sistem tarafından yok edilmesine izin vermek, yavaş yavaş intihar etmektir.

Çözüm yolunun kapısı: Bakış açınızı değiştirmekle başlar. 1. Adımınız “İngilizce yetenek işidir.” inancından vazgeçmeniz olacaktır.


Sokrates’in de dediği gibi “Ben kimseye bir şey öğretemem, sadece onların düşünmelerini sağlayabilirim.” felsefesiyle yola çıkan nice öğretmenler yetişmesi arzusu ile yazıma son verirken KAGİDER gücü ile elele verip dil edinip dünyaya açılan bir nesil yetişmesini sağlamak dileği ile.


Seda Yekeler

KAGİDER Üyesi




303 views

02122668261

02122668265

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği
Büyükdere Caddesi, No: 199, Şişli

©2019 by KAGİDER Blog.